مايك بومبيو يريد وضع رسن على حكام آسيا الوسطى!
مايك بومبيو يريد وضع رسن على حكام آسيا الوسطى!

الخبر:   في 3 شباط/فبراير، تم عقد اجتماع بين وزراء خارجية دول آسيا الوسطى ووزير الخارجية الأمريكية بومبيو في إطار اجتماعات التنسيق "C5 +1" حيث نشرت وزارة الخارجية الأوزبيكية على صفحة الويب الخاصة بها بياناً مشتركاً للاجتماع الوزاري "C5 +1" وعلى وجه الخصوص، قال البيان: "يؤكد التطور الحديث للعمليات الإقليمية على ارتباط وأهمية تنسيق "C5 +1"، والذي يساعد على الحفاظ على حوار سري وتفاعل عملي بين المشاركين في ضمان السلام الدائم والاستقرار والازدهار في آسيا الوسطى. تؤكد الولايات المتحدة دعمها المستمر لسيادة دول المنطقة واستقلالها وسلامتها الإقليمية، وكذلك التزامها الثابت بتوسيع التعاون الإقليمي متعدد الأوجه في جميع المجالات ذات الاهتمام المشترك. من أجل الاستخدام الفعال لإمكانيات منطقة آسيا الوسطى، يعتزم المشاركون بذل الجهود لتطوير الشراكات...".

0:00 0:00
Speed:
February 23, 2020

مايك بومبيو يريد وضع رسن على حكام آسيا الوسطى!

مايك بومبيو يريد وضع رسن على حكام آسيا الوسطى!

(مترجم)

الخبر:

في 3 شباط/فبراير، تم عقد اجتماع بين وزراء خارجية دول آسيا الوسطى ووزير الخارجية الأمريكية بومبيو في إطار اجتماعات التنسيق "C5 +1" حيث نشرت وزارة الخارجية الأوزبيكية على صفحة الويب الخاصة بها بياناً مشتركاً للاجتماع الوزاري "C5 +1" وعلى وجه الخصوص، قال البيان: "يؤكد التطور الحديث للعمليات الإقليمية على ارتباط وأهمية تنسيق "C5 +1"، والذي يساعد على الحفاظ على حوار سري وتفاعل عملي بين المشاركين في ضمان السلام الدائم والاستقرار والازدهار في آسيا الوسطى.

تؤكد الولايات المتحدة دعمها المستمر لسيادة دول المنطقة واستقلالها وسلامتها الإقليمية، وكذلك التزامها الثابت بتوسيع التعاون الإقليمي متعدد الأوجه في جميع المجالات ذات الاهتمام المشترك.

من أجل الاستخدام الفعال لإمكانيات منطقة آسيا الوسطى، يعتزم المشاركون بذل الجهود لتطوير الشراكات...".

التعليق:

تعتمد سياسة الولايات المتحدة على النظام الرأسمالي الكافر، وطريقته في التوسع هي استعمار بلدان أخرى. لم تنجح أي دولة من دول العالم في مواجهة السياسة الأمريكية، ولكن على العكس من ذلك، فهذه الدول غرقت في الديون والأزمات الاقتصادية والسياسية والإنسانية وغيرها من الأزمات المختلفة. على مدار القرن الماضي، شاركت الولايات المتحدة في أكثر من 40 حرباً في قارات مختلفة من العالم، وأطلقت صراعاتها العسكرية الأخيرة في أفغانستان والعراق وليبيا وسوريا وهايتي والصومال واليمن.

من الواضح أن الولايات المتحدة لديها خطة لآسيا الوسطى. هذه الخطة جزء من خطة أخرى تسمى الشرق الأوسط. نرى أن الولايات المتحدة قد حققت النجاح وتتحكم بقوة في "الشرق الأوسط" من خلال الحكام الدمى والدكتاتوريين خونة الأمة الإسلامية. الآن، هرعت الولايات المتحدة إلى آسيا الوسطى، بهدف وضعها تحت نفوذها، لتشكيل ما يسمى "الشرق الأوسط الكبير"، وامتصاص الموارد الطبيعية فيه، تماما كما يليق بالمستعمرين.

يتأثر حكام آسيا الوسطى بالسياسة الروسية. لكن روسيا ليست هي ما كانت عليه بالأمس أيام الاتحاد السوفيتي، عندما كانت تحكم البلاد بالمبدأ الشيوعي كان من الممكن أن تُنافس الولايات المتحدة. اليوم، روسيا يتم إذلالها بسرعة، لتصبح ما يسمى بالملاحق وراء المواد الخام. لذا، يحاول بوتين إظهار طموحاته، ويحاول الدخول في السياسة العالمية، ولكن الانحطاط المبدئي له أثره، والعضلات الحديدية لا تساعد.

بالمقابل، فإن حكام آسيا الوسطى، المتخلفين مبدئياً وسياسياً، يعتقدون بسذاجة أن الولايات المتحدة ستقيم معهم علاقات متساوية، ويطلقون عليها دول مستقلة. في الواقع، سيحصل ما يحصل دائما. في البداية، ستغرقها الولايات المتحدة في الالتزامات والمديونية، وستفتح في بلادهم باب الاستثمارات الكبيرة، مع العلم أن المسؤولين الفاسدين سوف يسلبون الأموال، ثم يطالبون بتسديد الديون. ولن يستطيع ديكتاتوريو آسيا الوسطى، بدورهم، سداد الديون، وسيضطرون إلى تقديم تنازلات في شكل توفير الموارد الطبيعية مقابل القليل من المال، أو سيضطرون إلى اتخاذ قرارات سياسية تعود بالفائدة على الولايات المتحدة.

هؤلاء الطغاة الفاسدون في آسيا الوسطى يشبهون الكلاب التي تلبس الرسن. وسيلهثون وراء كل من يمسك بهذا الرسن. إنهم يتفقون مع أعداء الله ضد الإسلام والمسلمين! إنهم ليسوا قلقين بشأن وضع شعوبهم، فهم مهتمون فقط بالسلطة والمال. من أجل أسيادهم، الملحدين من الغرب والشرق، بحجة محاربة (الإرهاب والتطرف)، يسجنون المسلمين ويمنعونهم من عبادة ربهم ويحاربون إعادة الإسلام في الحياة!

أيها المسلمون! لا يمكن تغيير هذه الحالة المتدهورة إلاّ بأيديكم أنتم أنفسكم. يقول الله سبحانه وتعالى في كتابه العزيز: ﴿إِنَّ اللَّهَ لاَ يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّى يُغَيِّرُوا مَا بِأَنفُسِهِمْ﴾.

أرفضوا هؤلاء الحكام الفاسدين! لا تستمعوا إلى أولئك الذين باعوا الحياة الآخرة من أجل الدنيا، أيها العلماء المخلصون الذين يصدرون الفتاوى لإرضاء الطغاة! الحقوا بالتغيير الحقيقي! وهو إسقاط فكرة فصل الدين عن الحياة! نحن مسلمون، نؤمن بالله! ديننا هو الإسلام! والإسلام نظام للفرد والمجتمع والدولة! انضموا إلى العمل مع حزب التحرير من أجل إعادة الإسلام إلى الحياة! انضموا إلى العمل على إعادة دولة الخلافة الراشدة على منهاج النبوة، وفقنا الله لما يحبه ويرضاه!

كتبه لإذاعة المكتب الإعلامي المركزي لحزب التحرير

إلدر خمزين

عضو المكتب الإعلامي المركزي لحزب التحرير

More from Haber ve Yorum

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

(Tercüme)

Haber:

Fransa ve Suudi Arabistan'ın öncülüğünde, Filistin meselesine barışçıl bir çözüm bulmak ve iki devletli çözümü uygulamak amacıyla 29-30 Temmuz tarihlerinde New York'ta Birleşmiş Milletler Uluslararası Üst Düzey Konferansı düzenlendi. Filistin'i devlet olarak tanımayı ve Gazze'deki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan konferansın ardından ortak bir bildiri imzalandı. Avrupa Birliği ve Arap Birliği'nin yanı sıra Türkiye de bildiriyi 17 ülke ile birlikte imzaladı. 42 madde ve ekten oluşan bildiri, Hamas'ın gerçekleştirdiği Aksa Tufanı operasyonunu kınadı. Katılımcı ülkeler Hamas'ı silah bırakmaya çağırdı ve yönetimini Mahmud Abbas rejimine devretmesini talep etti. (Ajanslar, 31 Temmuz 2025).

Yorum:

Konferansı yöneten ülkelere bakıldığında, Amerika'nın varlığı açıkça görülüyor ve karar alma yetkisi veya nüfuzu olmamasına rağmen, Suudi rejiminin hizmetkarı olarak Fransa'ya eşlik etmesi bunun en açık kanıtıdır.

Bu bağlamda, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 24 Temmuz'da Fransa'nın Eylül ayında Filistin devletini resmen tanıyacağını ve bunu yapan ilk G7 ülkesi olacağını belirtti. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, konferansta New York Bildirgesi'nin hedeflerini ilan eden bir basın toplantısı düzenlediler. Aslında, konferansın ardından yayınlanan bildiride, Yahudi varlığının katliamları kınandı, ancak aleyhinde herhangi bir cezai karar alınmadı ve Hamas'tan silahlarını bırakması ve Gazze yönetimini Mahmud Abbas'a devretmesi istendi.

Amerika'nın İbrahim Anlaşmaları'na dayanarak uygulamaya çalıştığı yeni Orta Doğu stratejisinde, Selman rejimi öncü rolü temsil ediyor. Savaşın ardından Suudi Arabistan ile Yahudi varlığı ile normalleşme başlayacak; ardından diğer ülkeler de takip edecek ve bu dalga, Kuzey Afrika'dan Pakistan'a uzanan stratejik bir ittifaka dönüşecek. Ayrıca, Yahudi varlığı bu ittifakın önemli bir parçası olarak güvenlik garantisi alacak; daha sonra Amerika, bu ittifakı Çin ve Rusya'ya karşı mücadelesinde yakıt olarak kullanacak ve Avrupa'yı tamamen kanatları altına alacak ve tabii ki, Hilafet devletinin kurulma ihtimaline karşı.

Şu anda bu planın önündeki engel, Gazze savaşı ve ardından patlamaya hazır, giderek artan ümmetin öfkesidir. Bu nedenle, Amerika Birleşik Devletleri, New York Bildirgesi'nde inisiyatifin Avrupa Birliği, Arap rejimleri ve Türkiye tarafından alınmasını tercih etti. Bildiride yer alan kararların kabulünün daha kolay olacağını düşünerek.

Arap rejimleri ve Türkiye'nin görevi ise Amerika Birleşik Devletleri'ni memnun etmek, Yahudi varlığını korumak ve bu itaate karşılık olarak kendilerini halklarının öfkesinden korumak ve değersiz iktidar kırıntılarıyla aşağılık bir hayat yaşamak, ta ki atılana veya ahiret azabına maruz kalana kadar. Türkiye'nin bildirgeye sözde iki devletli çözüm planının uygulanması şartıyla ihtiraz kaydı koyması, bildirgenin gerçek amacını örtbas etme ve Müslümanları yanıltma çabasından başka bir şey değildir ve hiçbir gerçek değeri yoktur.

Sonuç olarak, Gazze'yi ve tüm Filistin'i kurtarma yolu, Yahudilerin yaşadığı hayali bir devletten geçmiyor. Filistin'e İslami çözüm, gasbedilmiş topraklarda İslam'ın hüküm sürmesi, gaspçılarla savaşmak ve Müslüman ordularını mübarek topraklardan Yahudileri söküp atmak için seferber etmektir. Kalıcı ve köklü çözüm ise, Raşid Hilafet devletini kurmak ve İsra ve Miraç'ın mübarek topraklarını Hilafet'in kalkanıyla korumaktır. İnşallah, o günler uzak değildir.

Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur: «Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Müslümanlar onları öldürecekler, öyle ki Yahudi taşın ve ağacın arkasına saklanacak, taş veya ağaç şöyle diyecek: Ey Müslüman, ey Allah'ın kulu, arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür.» (Müslim rivayet etmiştir)

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu için yazan:

Muhammed Emin Yıldırım

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Haber:

Lübnan'daki siyasi ve güvenlik haberlerinin çoğu, diğer silahlardan ziyade Yahudi varlığını hedef alan silah konusuna odaklanıyor ve çoğu siyasi analist ve gazeteci tarafından vurgulanıyor.

Yorum:

Amerika, Yahudilerle savaşan silahın Lübnan ordusuna teslim edilmesini istiyor ve çıkarı olduğunda veya komşu ülkelerdeki Müslümanlar arasında kullanılabilecek tüm insanların elinde kalan silahları umursamıyor.

En büyük düşmanımız Amerika, bunu açıkça, hatta küstahça söyledi, elçisi Barrack bunu Lübnan'dan açıklarken, Lübnan devletine teslim edilmesi gereken silahın, mübarek Filistin'i gasp eden Yahudi varlığına karşı kullanılabilecek silah olduğunu, diğer bireysel veya orta düzeydeki hiçbir silahın Yahudi varlığına zarar vermediğini, aksine tekfirci, aşırılıkçı, gerici veya geri kalmışlar bahanesiyle Müslümanlar arasında çatışmayı körükleyerek ona, Amerika'ya ve tüm Batı'ya hizmet ettiğini, ya da mezhepçilik, milliyetçilik, ırkçılık bahanesiyle, hatta bizimle yüzlerce yıl yaşamış ve bizden canlarının, mallarının ve namuslarının korunmasından başka bir şey görmemiş olan Müslümanlar ve diğerleri arasında, kanunları kendimize uyguladığımız gibi onlara da uyguladığımızı, onlara ne hakkımız varsa onların da hakkı olduğunu, onlara ne yükümlülüğümüz varsa onların da yükümlülüğü olduğunu söyleyerek Müslümanlar arasında besledikleri diğer sıfatlarla. Çünkü İslami hüküm, Müslümanlar arasında olsun, devletin tebaası olan Müslümanlar ve diğerleri arasında olsun, yönetimde temeldir.

Mademki en büyük düşmanımız Amerika, Yahudi varlığına zarar veren silahı imha etmek veya etkisiz hale getirmek istiyor, o halde siyasetçiler ve medya mensupları neden buna odaklanıyor?!

Ve neden en önemli konular, Amerikan düşmanının talebi üzerine medyada ve Bakanlar Kurulu'nda derinlemesine araştırılmadan ve ümmet üzerindeki tehlikesinin boyutu açıklanmadan gündeme getiriliyor, bunların en tehlikelisi Yahudi varlığıyla kara sınırlarının çizilmesi, yani bu gaspçı varlığın resmen tanınmasıdır, öyle ki bundan sonra hiç kimsenin Filistin uğruna, yani sadece Filistin halkına aitmiş gibi bizi ikna etmeye çalıştıkları gibi sadece Filistin halkının değil, tüm Müslümanların malı olan Filistin için hiçbir silah, yani hiçbir silah taşıma hakkı kalmaz?!

Tehlike, bu konunun bazen barış, bazen uzlaşma, bazen bölgedeki güvenlik, bazen de ekonomik, turistik ve siyasi refah başlığı altında, bu ucube varlığı tanırsak Müslümanlara vaat ettikleri bolluk başlığı altında gündeme getirilmesidir!

Amerika, Müslümanların Yahudi varlığını tanımayı asla kabul etmeyeceklerini çok iyi biliyor, bu nedenle onları en önemli kader belirleyici meseleden uzaklaştırmak için başka yollarla onlara sızmaya çalışıyor. Evet, Amerika silah konusuna odaklanmamızı istiyor, ancak Lübnan resmi olarak onunla sınırları çizerek onu tanırsa, silah ne kadar güçlü olursa olsun fayda sağlamayacağını ve Yahudi varlığına karşı kullanılamayacağını, böylece Filistin topraklarındaki haklılığını Müslüman yöneticilere ve Filistin Otoritesine sığınarak kabul edeceğini biliyor.

Bu Yahudi varlığını tanımak, Allah'a, Resulüne ve müminlere ihanettir, Filistin'i kurtarmak için dökülen ve hala dökülmekte olan tüm şehitlerin kanlarına ihanettir ve tüm bunlara rağmen, Gazze-i Haşim'de ve Filistin'de savaşan ve bize kanlarıyla Yahudi varlığını asla tanımayacağımızı, bunun bedeli ne olursa olsun söylüyorlar... Peki Lübnan'da şartlar ne kadar zor olursa olsun Yahudi varlığını tanımayı kabul edecek miyiz?! Onunla sınırları çizmeyi, yani onu tanımayı, silah bizimle kalsa bile kabul edecek miyiz?! Vakit kaybetmeden cevaplamamız gereken soru bu.

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu Radyosu İçin Yazılmıştır

Dr. Muhammed Caber

Hizb-ut Tahrir Lübnan Vilayeti Merkezi İletişim Komitesi Başkanı