مَنْ يحاجي مَنْ أمام الله؟ حاكمٌ غاشٌّ لرعيته خائن لله ورسوله أم رعيةٌ مقهورة مستعبدة؟
مَنْ يحاجي مَنْ أمام الله؟ حاكمٌ غاشٌّ لرعيته خائن لله ورسوله أم رعيةٌ مقهورة مستعبدة؟

الخبر:   رصد موقع مصراوي خلال فعاليات الندوة التثقيفية الـ32 للقوات المسلحة التي بدأت صباح الأحد 2020/10/11م، الرسائل المهمة التي وجهها الرئيس المصري خلال كلمته منها: "محتاج لإنفاق 40 تريليون جنيه.. وما تم خطوة من ألف"، "الدولة أنفقت على المشروعات المختلفة خلال المرحلة السابقة ما يزيد عن 4 تريليونات جنيه"، "والله لأحاجي الكل أمام الله يوم القيامة".

0:00 0:00
Speed:
October 20, 2020

مَنْ يحاجي مَنْ أمام الله؟ حاكمٌ غاشٌّ لرعيته خائن لله ورسوله أم رعيةٌ مقهورة مستعبدة؟

مَنْ يحاجي مَنْ أمام الله؟

حاكمٌ غاشٌّ لرعيته خائن لله ورسوله أم رعيةٌ مقهورة مستعبدة؟

الخبر:

رصد موقع مصراوي خلال فعاليات الندوة التثقيفية الـ32 للقوات المسلحة التي بدأت صباح الأحد 2020/10/11م، الرسائل المهمة التي وجهها الرئيس المصري خلال كلمته منها: "محتاج لإنفاق 40 تريليون جنيه.. وما تم خطوة من ألف"، "الدولة أنفقت على المشروعات المختلفة خلال المرحلة السابقة ما يزيد عن 4 تريليونات جنيه"، "والله لأحاجي الكل أمام الله يوم القيامة".

التعليق:

خلال كلمته تحدث الرئيس المصري كثيرا كعادته ليخرج خبيئة نفسه ونرجسيته؛ فتحدث عن حاجته لـ40 تريليون جنيه لا ندري أين سينفقها ولا نرى نتيجة ملموسة للأموال التي يدعي أنها أنفقت في المرحلة السابقة، اللهم إلا القصور الرئاسية وعاصمته ذات الأسوار ثم تلك الكباري التي ملأت شوارع القاهرة والتي تسير كلها في اتجاه واحد هو اتجاه العاصمة الجديدة، أي أنها جميعها تنفق لخدمته هو والنخب التي ستشاركه السكن في عاصمته ذات الأسوار، أو ربما هي طريق سريعة للهروب إلى تلك العاصمة إذا تأزمت الأمور وأفلتت من يده أمام أي حراك محتمل.

ثم يقسم أنه سيحاجي الجميع أمام الله يوم القيامة وكأنه يحكم بالإسلام أو أنه أحد الخلفاء الراشدين! ولا ندري من يحاجي من وكيف سيلقى ربه وهو محارب لدينه وشرعه، غارق في الدماء وآخرها هؤلاء الأبرياء المغدورون بدعوى الإعدام؟! يقول النبي ﷺ: «لا يَزَالُ الْعَبْدُ فِي فَسْحَةٍ مِنْ دِينِهِ مَا لَمْ يُصِبْ دَماً حَرَاماً»، فكيف بمن قتلوا وحرقوا في رابعة والنهضة وغيرهما ومن هجروا من بيوتهم في رفح وغيرها؟! إن مظالم الناس كثيرة فجهز نفسك! من يحاجي الناس هو الحاكم العادل الذي يحكمهم بالإسلام ولم يوغل في دمائهم ولم يفرط في حقوقهم، لا من يقتل حتى من يطالب ولو بجزء يسير من حقه!

إننا لا نثق في الرأسمالية وأدواتها ولا نثق في أفعالها حتى لو كانت في صالحنا؛ فمقياس أعمالها هو النفعية ولا تبالي بحلال الله وحرامه ولا يعنيها رعاية الناس. ولو كان النظام تعنيه حقا رعاية الناس لما هدم بيوتهم فوق رؤوسهم ولما أرهقهم بتحصيل رسوم التصالح التي يشترون بها بيوتهم مرة أخرى أو هكذا يقولون لأنفسهم أمام بطش النظام وآلته القمعية، وإننا نبشر رأس النظام أننا وكل المظلومين من أهل الكنانة وغيرهم سنجرّه جرّاً أمام الله ليقتص منه على كل جرائمه التي طالت كل أبناء الأمة.

إن النظام الذي دأب على سياسة الاقتراض حتى ينفق على عاصمته وقصوره يعلم تماما ما ستجره تلك القروض على أهل مصر من ويلات، أهل مصر وليس النخب ولا رجال المال والأعمال المتربحين من سياساته، فهؤلاء سيشاركونه سكنى عاصمته الجديدة وستريحهم وهم يقودون سياراتهم الفارهة تلك الطرق والكباري التي يشيدها، أما باقي الشعب فعليه أن يدفع الفاتورة وسيحصّلها النظام رغما عن الناس في صور كثيرة ومتعددة، فنظام العصابة يبدع في كيفية امتصاصه لمدخرات الناس وكيفية اقتطاعه من أقواتهم.

إن واجب الدولة أن ترعى الناس رعاية حقيقية بما تحت يدها من موارد وثروات هي حق أصيل لهم، كما يجب عليها أن تعطيهم من هذه الثروات بشكل عيني، لا أن تفرط في الثروات ومنابعها وتهبها للغرب ثم تحصّل من الناس نفقاتها وأعباء ديونها ثم تمن عليهم بما تلقي لهم من فتات المائدة وبما تصنع من إنجازات وهمية لا يشعرون بها، حتى صار أهل مصر يأكلون النفايات! يقول النبي ﷺ: «اللَّهُمَّ مَنْ وَلِيَ مِنْ أَمْرِ أُمَّتِي شَيْئًا فَشَقَّ عَلَيْهِمْ فَاشْقُقْ عَلَيْهِ، وَمَنْ وَلِيَ مِنْ أَمْرِ أُمَّتِي شَيْئًا فَرَفَقَ بِهِمْ فَارْفُقْ بِهِ».

إن مصر بحدودها القُطرية تملك من الموارد والثروات ما يؤهلها لكي تكون دولة عظمى فاعلة في الصراع الدولي لا مفعولا بها كما هو الحال الآن! إلا أن إدارة الثروة تحتاج إلى نظام حضاري قادر على إدارتها بشكل صحيح يضمن العدل للناس ويضمن رعايتهم وإشباع حاجاتهم بشكل صحيح، وهذا لا توفره الرأسمالية التي تحكم العالم ومن بينه مصر، بل لا يضمن هذا إلا الإسلام بمشروعه ونظامه الحضاري الذي أساسه وحي الله والقادر على النهوض بمصر وحل جميع مشكلاتها دون الحاجة للاقتراض ودون تحميل الناس أعباء فوق أعبائهم، بل سيضمن رفاهيتهم ورغد عيشهم كما فعل سابقا.

يا أهل الكنانة: إنكم أنتم من سيحاجي هذا النظام ورأسه حتما على رؤوس الأشهاد يوم يعض على يديه ويقول يا ويلتى ليتني حكمت بالإسلام وليتني لم أتبع الغرب ولم أكن له عميلا، لقد أضلني وأغواني وجعلني من المحاربين لله ورسوله ودينه وأمته فأوغلت في دمائهم ومنعتهم من تطبيق دينهم!! ندم حيث لا ينفع الندم، فأبشروا فهذا هو مصير من يخوفكم بالمحاجّة أمام الله يوم القيامة، إلا أن واجبكم هو محاسبته اليوم على جرائمه التي لا تنتهي، ولن يمكنكم من محاسبته إلا دولة تطبق فيكم الإسلام تطبيقا كاملا شاملا يضمن العدل والكرامة والحرية ورغد العيش ويحفظ عليكم الموارد والثروات المنهوبة؛ خلافة راشدة على منهاج النبوة، عملكم لها وسعيكم لإقامتها هو الرد الوحيد على تهديده لكم بالله الذي يحارب دينه ويهدم مساجده.

يا أهل الكنانة: أروا الله في أنفسكم ما يحب وحرضوا أبناءكم المخلصين في جيش الكنانة على قطع حبال ولائهم لهذا النظام ووصلها بالله؛ طاعةً ونصرةً للمخلصين العاملين لإقامة الدولة التي تعيد إليكم كرامتكم وحقوقكم، عسى الله أن يكتبها بكم ويكتب الخير لمصر والأمة على أيديكم فيكون وعد الله الذي نرجو ونأمل، وتكون الخلافة الراشدة الثانية دولة العز والخير والبركة. اللهم عجل بها واجعل مصر حاضرتها واجعلنا من جنودها وشهودها.

﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَجِيبُواْ لِلّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُم لِمَا يُحْيِيكُمْ

كتبه لإذاعة المكتب الإعلامي المركزي لحزب التحرير

سعيد فضل

عضو المكتب الإعلامي لحزب التحرير في ولاية مصر

More from Haber ve Yorum

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

(Tercüme)

Haber:

Fransa ve Suudi Arabistan'ın öncülüğünde, Filistin meselesine barışçıl bir çözüm bulmak ve iki devletli çözümü uygulamak amacıyla 29-30 Temmuz tarihlerinde New York'ta Birleşmiş Milletler Uluslararası Üst Düzey Konferansı düzenlendi. Filistin'i devlet olarak tanımayı ve Gazze'deki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan konferansın ardından ortak bir bildiri imzalandı. Avrupa Birliği ve Arap Birliği'nin yanı sıra Türkiye de bildiriyi 17 ülke ile birlikte imzaladı. 42 madde ve ekten oluşan bildiri, Hamas'ın gerçekleştirdiği Aksa Tufanı operasyonunu kınadı. Katılımcı ülkeler Hamas'ı silah bırakmaya çağırdı ve yönetimini Mahmud Abbas rejimine devretmesini talep etti. (Ajanslar, 31 Temmuz 2025).

Yorum:

Konferansı yöneten ülkelere bakıldığında, Amerika'nın varlığı açıkça görülüyor ve karar alma yetkisi veya nüfuzu olmamasına rağmen, Suudi rejiminin hizmetkarı olarak Fransa'ya eşlik etmesi bunun en açık kanıtıdır.

Bu bağlamda, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 24 Temmuz'da Fransa'nın Eylül ayında Filistin devletini resmen tanıyacağını ve bunu yapan ilk G7 ülkesi olacağını belirtti. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, konferansta New York Bildirgesi'nin hedeflerini ilan eden bir basın toplantısı düzenlediler. Aslında, konferansın ardından yayınlanan bildiride, Yahudi varlığının katliamları kınandı, ancak aleyhinde herhangi bir cezai karar alınmadı ve Hamas'tan silahlarını bırakması ve Gazze yönetimini Mahmud Abbas'a devretmesi istendi.

Amerika'nın İbrahim Anlaşmaları'na dayanarak uygulamaya çalıştığı yeni Orta Doğu stratejisinde, Selman rejimi öncü rolü temsil ediyor. Savaşın ardından Suudi Arabistan ile Yahudi varlığı ile normalleşme başlayacak; ardından diğer ülkeler de takip edecek ve bu dalga, Kuzey Afrika'dan Pakistan'a uzanan stratejik bir ittifaka dönüşecek. Ayrıca, Yahudi varlığı bu ittifakın önemli bir parçası olarak güvenlik garantisi alacak; daha sonra Amerika, bu ittifakı Çin ve Rusya'ya karşı mücadelesinde yakıt olarak kullanacak ve Avrupa'yı tamamen kanatları altına alacak ve tabii ki, Hilafet devletinin kurulma ihtimaline karşı.

Şu anda bu planın önündeki engel, Gazze savaşı ve ardından patlamaya hazır, giderek artan ümmetin öfkesidir. Bu nedenle, Amerika Birleşik Devletleri, New York Bildirgesi'nde inisiyatifin Avrupa Birliği, Arap rejimleri ve Türkiye tarafından alınmasını tercih etti. Bildiride yer alan kararların kabulünün daha kolay olacağını düşünerek.

Arap rejimleri ve Türkiye'nin görevi ise Amerika Birleşik Devletleri'ni memnun etmek, Yahudi varlığını korumak ve bu itaate karşılık olarak kendilerini halklarının öfkesinden korumak ve değersiz iktidar kırıntılarıyla aşağılık bir hayat yaşamak, ta ki atılana veya ahiret azabına maruz kalana kadar. Türkiye'nin bildirgeye sözde iki devletli çözüm planının uygulanması şartıyla ihtiraz kaydı koyması, bildirgenin gerçek amacını örtbas etme ve Müslümanları yanıltma çabasından başka bir şey değildir ve hiçbir gerçek değeri yoktur.

Sonuç olarak, Gazze'yi ve tüm Filistin'i kurtarma yolu, Yahudilerin yaşadığı hayali bir devletten geçmiyor. Filistin'e İslami çözüm, gasbedilmiş topraklarda İslam'ın hüküm sürmesi, gaspçılarla savaşmak ve Müslüman ordularını mübarek topraklardan Yahudileri söküp atmak için seferber etmektir. Kalıcı ve köklü çözüm ise, Raşid Hilafet devletini kurmak ve İsra ve Miraç'ın mübarek topraklarını Hilafet'in kalkanıyla korumaktır. İnşallah, o günler uzak değildir.

Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur: «Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Müslümanlar onları öldürecekler, öyle ki Yahudi taşın ve ağacın arkasına saklanacak, taş veya ağaç şöyle diyecek: Ey Müslüman, ey Allah'ın kulu, arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür.» (Müslim rivayet etmiştir)

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu için yazan:

Muhammed Emin Yıldırım

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Haber:

Lübnan'daki siyasi ve güvenlik haberlerinin çoğu, diğer silahlardan ziyade Yahudi varlığını hedef alan silah konusuna odaklanıyor ve çoğu siyasi analist ve gazeteci tarafından vurgulanıyor.

Yorum:

Amerika, Yahudilerle savaşan silahın Lübnan ordusuna teslim edilmesini istiyor ve çıkarı olduğunda veya komşu ülkelerdeki Müslümanlar arasında kullanılabilecek tüm insanların elinde kalan silahları umursamıyor.

En büyük düşmanımız Amerika, bunu açıkça, hatta küstahça söyledi, elçisi Barrack bunu Lübnan'dan açıklarken, Lübnan devletine teslim edilmesi gereken silahın, mübarek Filistin'i gasp eden Yahudi varlığına karşı kullanılabilecek silah olduğunu, diğer bireysel veya orta düzeydeki hiçbir silahın Yahudi varlığına zarar vermediğini, aksine tekfirci, aşırılıkçı, gerici veya geri kalmışlar bahanesiyle Müslümanlar arasında çatışmayı körükleyerek ona, Amerika'ya ve tüm Batı'ya hizmet ettiğini, ya da mezhepçilik, milliyetçilik, ırkçılık bahanesiyle, hatta bizimle yüzlerce yıl yaşamış ve bizden canlarının, mallarının ve namuslarının korunmasından başka bir şey görmemiş olan Müslümanlar ve diğerleri arasında, kanunları kendimize uyguladığımız gibi onlara da uyguladığımızı, onlara ne hakkımız varsa onların da hakkı olduğunu, onlara ne yükümlülüğümüz varsa onların da yükümlülüğü olduğunu söyleyerek Müslümanlar arasında besledikleri diğer sıfatlarla. Çünkü İslami hüküm, Müslümanlar arasında olsun, devletin tebaası olan Müslümanlar ve diğerleri arasında olsun, yönetimde temeldir.

Mademki en büyük düşmanımız Amerika, Yahudi varlığına zarar veren silahı imha etmek veya etkisiz hale getirmek istiyor, o halde siyasetçiler ve medya mensupları neden buna odaklanıyor?!

Ve neden en önemli konular, Amerikan düşmanının talebi üzerine medyada ve Bakanlar Kurulu'nda derinlemesine araştırılmadan ve ümmet üzerindeki tehlikesinin boyutu açıklanmadan gündeme getiriliyor, bunların en tehlikelisi Yahudi varlığıyla kara sınırlarının çizilmesi, yani bu gaspçı varlığın resmen tanınmasıdır, öyle ki bundan sonra hiç kimsenin Filistin uğruna, yani sadece Filistin halkına aitmiş gibi bizi ikna etmeye çalıştıkları gibi sadece Filistin halkının değil, tüm Müslümanların malı olan Filistin için hiçbir silah, yani hiçbir silah taşıma hakkı kalmaz?!

Tehlike, bu konunun bazen barış, bazen uzlaşma, bazen bölgedeki güvenlik, bazen de ekonomik, turistik ve siyasi refah başlığı altında, bu ucube varlığı tanırsak Müslümanlara vaat ettikleri bolluk başlığı altında gündeme getirilmesidir!

Amerika, Müslümanların Yahudi varlığını tanımayı asla kabul etmeyeceklerini çok iyi biliyor, bu nedenle onları en önemli kader belirleyici meseleden uzaklaştırmak için başka yollarla onlara sızmaya çalışıyor. Evet, Amerika silah konusuna odaklanmamızı istiyor, ancak Lübnan resmi olarak onunla sınırları çizerek onu tanırsa, silah ne kadar güçlü olursa olsun fayda sağlamayacağını ve Yahudi varlığına karşı kullanılamayacağını, böylece Filistin topraklarındaki haklılığını Müslüman yöneticilere ve Filistin Otoritesine sığınarak kabul edeceğini biliyor.

Bu Yahudi varlığını tanımak, Allah'a, Resulüne ve müminlere ihanettir, Filistin'i kurtarmak için dökülen ve hala dökülmekte olan tüm şehitlerin kanlarına ihanettir ve tüm bunlara rağmen, Gazze-i Haşim'de ve Filistin'de savaşan ve bize kanlarıyla Yahudi varlığını asla tanımayacağımızı, bunun bedeli ne olursa olsun söylüyorlar... Peki Lübnan'da şartlar ne kadar zor olursa olsun Yahudi varlığını tanımayı kabul edecek miyiz?! Onunla sınırları çizmeyi, yani onu tanımayı, silah bizimle kalsa bile kabul edecek miyiz?! Vakit kaybetmeden cevaplamamız gereken soru bu.

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu Radyosu İçin Yazılmıştır

Dr. Muhammed Caber

Hizb-ut Tahrir Lübnan Vilayeti Merkezi İletişim Komitesi Başkanı