ما بين ليبيا وسد النهضة رعاية مصالح الغرب وإهمال مصالح مصر وأهلها
ما بين ليبيا وسد النهضة رعاية مصالح الغرب وإهمال مصالح مصر وأهلها

الخبر:   ذكر موقع مصراوي الخميس 2020/07/16م، قول الرئيس السيسي، إن مصر لن تدخل ليبيا إلا بطلب من أبناء القبائل الليبية والشعب الليبي، وأضاف السيسي، خلال لقاء وفد من شيوخ القبائل الليبية: "مش هندخل إلا بطلب منكم ومش هنخرج إلا بأمر منكم، ومش عايزين غير الاستقرار والسلام للشعب الليبي"، وأشار الرئيس، إلى أن مصر وليبيا يربطهما مصير مشترك، وهذا الأمر لن يتغير، مؤكداً أن هذا اللقاء يناقش مستقبل ليبيا وأجيالها القادمة. نقلت بي بي سي العربية على موقعها إعلان وزير الري الإثيوبي بدء ملء سد النهضة، حسبما أعلن التليفزيون الرسمي الإثيوبي، وأعلنت مصر أن ردها على الإعلان الإثيوبي "سيكون سياسيا"، وقالت إنها طلبت من الحكومة الإثيوبية "إيضاحا عاجلا".

0:00 0:00
Speed:
July 20, 2020

ما بين ليبيا وسد النهضة رعاية مصالح الغرب وإهمال مصالح مصر وأهلها

ما بين ليبيا وسد النهضة رعاية مصالح الغرب وإهمال مصالح مصر وأهلها

الخبر:

ذكر موقع مصراوي الخميس 2020/07/16م، قول الرئيس السيسي، إن مصر لن تدخل ليبيا إلا بطلب من أبناء القبائل الليبية والشعب الليبي، وأضاف السيسي، خلال لقاء وفد من شيوخ القبائل الليبية: "مش هندخل إلا بطلب منكم ومش هنخرج إلا بأمر منكم، ومش عايزين غير الاستقرار والسلام للشعب الليبي"، وأشار الرئيس، إلى أن مصر وليبيا يربطهما مصير مشترك، وهذا الأمر لن يتغير، مؤكداً أن هذا اللقاء يناقش مستقبل ليبيا وأجيالها القادمة.

نقلت بي بي سي العربية على موقعها إعلان وزير الري الإثيوبي بدء ملء سد النهضة، حسبما أعلن التليفزيون الرسمي الإثيوبي، وأعلنت مصر أن ردها على الإعلان الإثيوبي "سيكون سياسيا"، وقالت إنها طلبت من الحكومة الإثيوبية "إيضاحا عاجلا".

التعليق:

موقفان مختلفان يظهر منهما وبوضوح دور النظام المصري وموقفه من مصالح أهل مصر وكونها ليست محط اهتمامه ولا ترقى لأن يتخذ حيالها خطوات عملية توقف تحكم أحد فيها كائنا من كان، والآخر الخاص بالتدخل في ليبيا والذي يذكرنا بطلبه التفويض من أهل مصر ليقاتل طواحين الهواء التي سماها (إرهابا) ليصارع من خلالها الإسلام وأهله وحملة الدعوة لتطبيقه ولو جهلوا كيفية الوصول لذلك، فلو كان دخوله لليبيا ثورة على سايكس بيكو وأقفاصها وحظائرها التي وضعنا الغرب فيها لكان حقا كما يقول عمل لاستقرار ليبيا وشعبها، إلا أنه ليس سوى عمل لبسط نفوذ أمريكا من خلال عميلها حفتر بعد فشله في التصدي لعملاء بريطانيا في غرب ليبيا حتى أوعزت أمريكا لخادمها المخلص وديكتاتورها المفضل ليواصل دعمه لحفتر وبشكل معلن عله يستطيع أن يحقق ما فشل فيه عبد الناصر في اليمن.

الموقفان هنا يظهران تفاني هذا النظام في خدمة سادته في البيت الأبيض مهما كلف الأمر أبناء الكنانة ومهما دفعوا من دمائهم ثمنا لبقائه على عرش مصر، بينما يجوّع أهلها ويفقرهم ولا تعنيه مصالحهم إلا بقدر ما يستطيع أن ينهب بها ما تبقى لهم من مدخرات فيبيعهم ما هو من حقهم وما يجب عليه توفيره لهم وما هو مملوك لهم أصلا.

لو كان هذا النظام حرا حقا غير خاضع ولا عميل وفي إطار سايكس بيكو الضيقة فقط، لما كان صراعه في ليبيا دعما لحفتر ولا السراج ولكان صراعه هناك من أجل اقتلاعهما معا لكون كل منهما يمثل عمالة للغرب على اختلاف توجهها ولحرّك جيش الكنانة ليضم السودان وجنوبها تحت سلطانه معرجا حتى يخضع منابع النيل كلها لسلطانه ولا ينازعه عليها منازع حتى لا يتحكم في مياه النيل التي تروي مصر وأهلها أحد، إلا أنه نظام وضعه الغرب ليفرط فيما تبقى لأهل الكنانة من ثروات ومصالح وليمكن الغرب من رقابهم بما يغرقهم فيها من قروض طويلة الأمد عالية التكلفة.

أيها الضباط والجنود في جيش الكنانة! إن دماء إخوانكم في ليبيا وأعراضهم وأموالهم عليكم حرام فلا تسفكوها قربانا لعدوكم وعدو دينكم وأمتكم ولا تكونوا وقودا لصراع لا ناقة لكم فيه ولا بعير، بل هو صراع نفوذ وقوده أنتم ومن يواجهكم من أهل ليبيا وغيرهم، ففوتوا الفرصة على عدوكم الذي يضحك ملء شدقيه منكم وأنتم تتقاتلون لتمنحوه ثروتكم وتعطوه السيادة على أرضكم، عافاكم الله من مرض الجهالة ووقاكم شر الانقياد للخونة القابعين على كراسي الحكم في بلادكم. فالفظوهم جميعا واقطعوا ما بينكم وبينهم من حبال، وصلوا حبالكم بمن هو منكم ويعمل لخيركم ويسعى لتطبيق دينكم في دولته الخلافة الراشدة على منهاج النبوة.

يا أهل مصر الكنانة! إنكم في حاجة إلى قلع هذا النظام، ووضع نظام يرعى مصالحكم ويمنحكم حقوقكم ويحفظ عليكم ثروتكم ولا يتربح من بيعها لكم بل يقوم بإنتاجها وإنفاقها على رعايتكم وتوزيعها عليكم جميعا بالتساوي مسلمين وغير مسلمين، وهذا لا يحققه لكم إلا الإسلام بتطبيقه كاملا شاملا في دولة الخلافة الراشدة على منهاج النبوة التي دعاكم لها حزب التحرير ويحمل لكم مشروعها كاملا جاهزا للتطبيق فورا وبما يضمن سد حاجاتكم وعلاج كل مشكلاتكم وأزماتكم بحلول شرعية ترضي ربكم عنكم وتوافق فطرتكم فتضمن لكم المأكل والملبس والمسكن بوصفكم أفرادا، كما يضمن لكم بوصفكم جزءاً من المجتمع الأمن والتعليم والرعاية الصحية على أعلى مستوى ممكن وبالمجان، لا فرق بين غني وفقير ولا مسلم وغير مسلم، فالإسلام أتى ليخرج الناس من جور الأديان وجشعها وتوحشها إلى عدل الإسلام ورحمته ومن ضيق الدنيا إلى سعة الدنيا والآخرة.

يا أهل الكنانة! هذا ما ندعوكم له، خير ليس بعده خير ونور ينير طريقكم وينتهي بكم لجنة عرضها السماوات والأرض فاحتضنوها معنا وحرضوا أبناءكم في جيش الكنانة على نصرتها فقد آن أوانها، ودعوة الخير لا ينقصها غير نصرة صادقة من المخلصين من أبناء الأمة في الجيوش، علها تقام بكم وبهم فتعيدوا سيرة الأنصار وننال جميعا أجرهم وذكرهم، ويا سعدنا جميعا حينها عندما يظلنا الإسلام بحكمه وعدله في دولته الخلافة الراشدة على منهاج النبوة. اللهم عجل بها واجعل مصر حاضرتها.

﴿يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَجِيبُواْ لِلّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُم لِمَا يُحْيِيكُمْ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ يَحُولُ بَيْنَ الْمَرْءِ وَقَلْبِهِ وَأَنَّهُ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

كتبه لإذاعة المكتب الإعلامي المركزي لحزب التحرير

سعيد فضل

عضو المكتب الإعلامي لحزب التحرير في ولاية مصر

More from Haber ve Yorum

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

Türkiye ve Arap Rejimleri Hamas'tan Silah Bırakmasını İstedi

(Tercüme)

Haber:

Fransa ve Suudi Arabistan'ın öncülüğünde, Filistin meselesine barışçıl bir çözüm bulmak ve iki devletli çözümü uygulamak amacıyla 29-30 Temmuz tarihlerinde New York'ta Birleşmiş Milletler Uluslararası Üst Düzey Konferansı düzenlendi. Filistin'i devlet olarak tanımayı ve Gazze'deki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan konferansın ardından ortak bir bildiri imzalandı. Avrupa Birliği ve Arap Birliği'nin yanı sıra Türkiye de bildiriyi 17 ülke ile birlikte imzaladı. 42 madde ve ekten oluşan bildiri, Hamas'ın gerçekleştirdiği Aksa Tufanı operasyonunu kınadı. Katılımcı ülkeler Hamas'ı silah bırakmaya çağırdı ve yönetimini Mahmud Abbas rejimine devretmesini talep etti. (Ajanslar, 31 Temmuz 2025).

Yorum:

Konferansı yöneten ülkelere bakıldığında, Amerika'nın varlığı açıkça görülüyor ve karar alma yetkisi veya nüfuzu olmamasına rağmen, Suudi rejiminin hizmetkarı olarak Fransa'ya eşlik etmesi bunun en açık kanıtıdır.

Bu bağlamda, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 24 Temmuz'da Fransa'nın Eylül ayında Filistin devletini resmen tanıyacağını ve bunu yapan ilk G7 ülkesi olacağını belirtti. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, konferansta New York Bildirgesi'nin hedeflerini ilan eden bir basın toplantısı düzenlediler. Aslında, konferansın ardından yayınlanan bildiride, Yahudi varlığının katliamları kınandı, ancak aleyhinde herhangi bir cezai karar alınmadı ve Hamas'tan silahlarını bırakması ve Gazze yönetimini Mahmud Abbas'a devretmesi istendi.

Amerika'nın İbrahim Anlaşmaları'na dayanarak uygulamaya çalıştığı yeni Orta Doğu stratejisinde, Selman rejimi öncü rolü temsil ediyor. Savaşın ardından Suudi Arabistan ile Yahudi varlığı ile normalleşme başlayacak; ardından diğer ülkeler de takip edecek ve bu dalga, Kuzey Afrika'dan Pakistan'a uzanan stratejik bir ittifaka dönüşecek. Ayrıca, Yahudi varlığı bu ittifakın önemli bir parçası olarak güvenlik garantisi alacak; daha sonra Amerika, bu ittifakı Çin ve Rusya'ya karşı mücadelesinde yakıt olarak kullanacak ve Avrupa'yı tamamen kanatları altına alacak ve tabii ki, Hilafet devletinin kurulma ihtimaline karşı.

Şu anda bu planın önündeki engel, Gazze savaşı ve ardından patlamaya hazır, giderek artan ümmetin öfkesidir. Bu nedenle, Amerika Birleşik Devletleri, New York Bildirgesi'nde inisiyatifin Avrupa Birliği, Arap rejimleri ve Türkiye tarafından alınmasını tercih etti. Bildiride yer alan kararların kabulünün daha kolay olacağını düşünerek.

Arap rejimleri ve Türkiye'nin görevi ise Amerika Birleşik Devletleri'ni memnun etmek, Yahudi varlığını korumak ve bu itaate karşılık olarak kendilerini halklarının öfkesinden korumak ve değersiz iktidar kırıntılarıyla aşağılık bir hayat yaşamak, ta ki atılana veya ahiret azabına maruz kalana kadar. Türkiye'nin bildirgeye sözde iki devletli çözüm planının uygulanması şartıyla ihtiraz kaydı koyması, bildirgenin gerçek amacını örtbas etme ve Müslümanları yanıltma çabasından başka bir şey değildir ve hiçbir gerçek değeri yoktur.

Sonuç olarak, Gazze'yi ve tüm Filistin'i kurtarma yolu, Yahudilerin yaşadığı hayali bir devletten geçmiyor. Filistin'e İslami çözüm, gasbedilmiş topraklarda İslam'ın hüküm sürmesi, gaspçılarla savaşmak ve Müslüman ordularını mübarek topraklardan Yahudileri söküp atmak için seferber etmektir. Kalıcı ve köklü çözüm ise, Raşid Hilafet devletini kurmak ve İsra ve Miraç'ın mübarek topraklarını Hilafet'in kalkanıyla korumaktır. İnşallah, o günler uzak değildir.

Resulullah ﷺ şöyle buyurmuştur: «Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Müslümanlar onları öldürecekler, öyle ki Yahudi taşın ve ağacın arkasına saklanacak, taş veya ağaç şöyle diyecek: Ey Müslüman, ey Allah'ın kulu, arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür.» (Müslim rivayet etmiştir)

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi Radyosu için yazan:

Muhammed Emin Yıldırım

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Amerika'nın İstediği, Silah Kalsa Bile Yahudi Varlığının Resmen Tanınmasıdır

Haber:

Lübnan'daki siyasi ve güvenlik haberlerinin çoğu, diğer silahlardan ziyade Yahudi varlığını hedef alan silah konusuna odaklanıyor ve çoğu siyasi analist ve gazeteci tarafından vurgulanıyor.

Yorum:

Amerika, Yahudilerle savaşan silahın Lübnan ordusuna teslim edilmesini istiyor ve çıkarı olduğunda veya komşu ülkelerdeki Müslümanlar arasında kullanılabilecek tüm insanların elinde kalan silahları umursamıyor.

En büyük düşmanımız Amerika, bunu açıkça, hatta küstahça söyledi, elçisi Barrack bunu Lübnan'dan açıklarken, Lübnan devletine teslim edilmesi gereken silahın, mübarek Filistin'i gasp eden Yahudi varlığına karşı kullanılabilecek silah olduğunu, diğer bireysel veya orta düzeydeki hiçbir silahın Yahudi varlığına zarar vermediğini, aksine tekfirci, aşırılıkçı, gerici veya geri kalmışlar bahanesiyle Müslümanlar arasında çatışmayı körükleyerek ona, Amerika'ya ve tüm Batı'ya hizmet ettiğini, ya da mezhepçilik, milliyetçilik, ırkçılık bahanesiyle, hatta bizimle yüzlerce yıl yaşamış ve bizden canlarının, mallarının ve namuslarının korunmasından başka bir şey görmemiş olan Müslümanlar ve diğerleri arasında, kanunları kendimize uyguladığımız gibi onlara da uyguladığımızı, onlara ne hakkımız varsa onların da hakkı olduğunu, onlara ne yükümlülüğümüz varsa onların da yükümlülüğü olduğunu söyleyerek Müslümanlar arasında besledikleri diğer sıfatlarla. Çünkü İslami hüküm, Müslümanlar arasında olsun, devletin tebaası olan Müslümanlar ve diğerleri arasında olsun, yönetimde temeldir.

Mademki en büyük düşmanımız Amerika, Yahudi varlığına zarar veren silahı imha etmek veya etkisiz hale getirmek istiyor, o halde siyasetçiler ve medya mensupları neden buna odaklanıyor?!

Ve neden en önemli konular, Amerikan düşmanının talebi üzerine medyada ve Bakanlar Kurulu'nda derinlemesine araştırılmadan ve ümmet üzerindeki tehlikesinin boyutu açıklanmadan gündeme getiriliyor, bunların en tehlikelisi Yahudi varlığıyla kara sınırlarının çizilmesi, yani bu gaspçı varlığın resmen tanınmasıdır, öyle ki bundan sonra hiç kimsenin Filistin uğruna, yani sadece Filistin halkına aitmiş gibi bizi ikna etmeye çalıştıkları gibi sadece Filistin halkının değil, tüm Müslümanların malı olan Filistin için hiçbir silah, yani hiçbir silah taşıma hakkı kalmaz?!

Tehlike, bu konunun bazen barış, bazen uzlaşma, bazen bölgedeki güvenlik, bazen de ekonomik, turistik ve siyasi refah başlığı altında, bu ucube varlığı tanırsak Müslümanlara vaat ettikleri bolluk başlığı altında gündeme getirilmesidir!

Amerika, Müslümanların Yahudi varlığını tanımayı asla kabul etmeyeceklerini çok iyi biliyor, bu nedenle onları en önemli kader belirleyici meseleden uzaklaştırmak için başka yollarla onlara sızmaya çalışıyor. Evet, Amerika silah konusuna odaklanmamızı istiyor, ancak Lübnan resmi olarak onunla sınırları çizerek onu tanırsa, silah ne kadar güçlü olursa olsun fayda sağlamayacağını ve Yahudi varlığına karşı kullanılamayacağını, böylece Filistin topraklarındaki haklılığını Müslüman yöneticilere ve Filistin Otoritesine sığınarak kabul edeceğini biliyor.

Bu Yahudi varlığını tanımak, Allah'a, Resulüne ve müminlere ihanettir, Filistin'i kurtarmak için dökülen ve hala dökülmekte olan tüm şehitlerin kanlarına ihanettir ve tüm bunlara rağmen, Gazze-i Haşim'de ve Filistin'de savaşan ve bize kanlarıyla Yahudi varlığını asla tanımayacağımızı, bunun bedeli ne olursa olsun söylüyorlar... Peki Lübnan'da şartlar ne kadar zor olursa olsun Yahudi varlığını tanımayı kabul edecek miyiz?! Onunla sınırları çizmeyi, yani onu tanımayı, silah bizimle kalsa bile kabul edecek miyiz?! Vakit kaybetmeden cevaplamamız gereken soru bu.

Hizb-ut Tahrir Merkezi İletişim Bürosu Radyosu İçin Yazılmıştır

Dr. Muhammed Caber

Hizb-ut Tahrir Lübnan Vilayeti Merkezi İletişim Komitesi Başkanı